14 Ekim 2012

twitter fenomenleri

Twitter, hayat üzerine tespit yapmayı kendine misyon edinmiş genç fenomenlerle dolu. Çoğunlukla 'aşk' ve 'ego' üzerine iddialı tespitlerde bulunan bu fenomenler kimdir? İnsanüstü varlıklar olduğunu sandığınız bu kişiler, gerçek hayatta tanrısal güçlere sahip birer bilge gibi mi yaşıyorlar?


Çok net bir cevap vereyim: Bu fenomenlerin büyük çoğunluğu, hayatı boyunca babasının parasını yiyerek yaşamış asalak ergenler ile insanlar tarafından dışlanmış, sevgilisi tarafından terk edilmiş ve bunu gururuna yedirememiş, sorunlu bireylerden oluşuyor. Burada 'asalak ergen'lerin asalak yaşam tarzını eleştirmiyorum. Aslında bu bir eleştiri yazısından çok, bir 'farkındalık' yazısıdır. Yüce irade, üstün otorite sahibi insanlar olduğu sanılan bu fenomenlerin, gerçek hayatta zavallı ve pasif karakterler olduğunu bilenlerin de var olduğunu vurgulayan bir farkındalık yazısı. Etkisi altına aldığı karşı cins okuyuculardan oluşan kitleyi, cinsel fantezilerini uygulama kanalı olarak kullanan bu fenomenlerin sayısı her geçen gün artıyor. Elbette buna paralel olarak, onlara prim verenlerin sayısı da artıyor.


Asalak yaşam tarzını eleştirmediğimi söylemiştim. Ortada traji-komik bir durum var: Bu fenomenler, henüz hiç tecrübe etmediği olgular ve kavramlar hakkında boylarından büyük tespitlerde bulunuyorlar. Birkaç talihsiz ilişki yaşayıp kalemine sarılan her genç yazar, kendisini Nazım Hikmet ya da Charles Bukowski sanıyor. Bu sanrı, ona prim veren okuyucu sayısıyla doğru orantılı olarak tamir edilmesi zor, hastalıklı bir kibir haline geliyor. Yazılarını süslerken işin içine cinselliği de katarak, kendilerine "aşkın her halini yaşamış melankolik yazar" görünümü katıyorlar; ve siz, edebiyatın ve manevi kavramların içine eden bu insanlara 'fenomen' diyorsunuz.


Ben onlara "soytarı" diyorum...


Henüz anne-babasının şefkatli kollarından ayrılıp, doğanın ve gerçek hayatın pisliğine bulaşmamış bu hijyenik yazarların anlayış sistemindeki 'gurur' kavramı da sağlıksız bir şekilde gelişiyor. Emeğiyle para kazanmanın ne olduğunu bilmeyenler "onur ve gurur" hakkında komik ve tutarsız tespitlerde bulunurken, karşı cinse beslediği duyguların karşılığını alamadığı için 'ulaşılmaz adam/kadın' imajına bürünerek ruhunu tatmin etmeye çalışanlar "aşk ve sevgi" üzerine içi boş kelimelerle atıp tutuyorlar.


Bu bir sahtekârlıktır.


Ne var ki bu farkındalık yazısı, kendi içinde büyük bir çelişkiyi barındırıyor. Çünkü bu soytarılara "yazar" diyen zavallı çoğunluk, burada bahsettiğim 'onur' kavramı hakkında hiçbir şey bilmiyor. Zaten bilselerdi, prim vermezlerdi. Bu yüzden de azınlık, bu soytarıların yarattığı zavallı kitlelere uzaktan bakıp, farkındalığın sessiz yalnızlığını yaşamaya devam edecek. Çoğunluğa acıyorum; ama inanın, hiç üzülmüyorum.