06 Şubat 2012

bazı insanlar

Son zamanlarda ‘Labi Rendo’ maskesi altında gizlemeye çalıştığım gerçek kimliğimden sıkılmaya başladım. Bu sıkılma sürecinin ne anlama geldiğini biliyorum; klasik tabirle ‘kabuk değiştirme’ sürecindeyim. Bazı insanlarla tamamen ‘fake’ bir üslup kullanarak iletişim kuruyorum. Bu ‘bazı’ kategorisi, bizzat seçtiğim kişilerden oluşuyor. Diğer kategoride ise ‘gerçek’ arkadaşlarım var. Şunun altını çizmeliyim ki, burada ‘gerçek’ arkadaşlarımı konudan muaf tutuyorum. Bu yazı, tamamen ‘bazı insanlar’a ithafen yazılmıştır.

Bazı insanlar:

Hepimizin hayatında var bu kategori aslında. Kategorize etmek, kavramları algılama yolunda yapay bir farkındalık kazandırdığı için seviyoruz bunu yapmayı. Neyse, şimdi burada kavramsal açılımlarla felsefe çorbası yapıp başınızı ağrıtmak istemiyorum. Hepinizin zamanı değerli. Tabii benim de…

Uzaktan bakarsam büyük resmi daha iyi görebilirim, dedim ve üç yıl önce Labi Rendo adında sanal bir karakter yarattım. Labi, bölünerek çoğalan bir zihinsel üretim sistemi olarak tasarlandı ve farklı mecralarda yerini aldı. Burada sadece Facebook’taki rolünden ve çıkarımlarından bahsedeceğim.

Labi Rendo’ya özellikle sabit bir imaj vermedim, o tamamen değişken bir karakter olmalıydı. Bu elastik yapı, onun farklı beyinlerde nörolojik seyahate çıkıp, farklı fikirleri analiz etmesini daha kolay hale getirecekti. Öyle de oldu. Bu sosyal ağda tanıştığım her yeni ‘(sanal) arkadaş’a, farklı bir Labi Rendo imgesi sunarak iletişim kurdum. Zeka, bilgi, ahlak ve sosyal statü yönünden gruplara ayırdığım bu kişileri, adeta bir gizli ajan titizliğiyle yakın markaja alıp inceledim. Labi Rendo, aslında yerinde bir tabirle ‘psikanaliz laboratuvarı’ydı benim için. Deneklerimin karşısına farklı kılıklarda çıkarak, onların ruhu bile duymadan, ruhlarını analiz ettim.

Şu zamana kadar edindiğim çıkarımlar arasında en iyisi şuydu; biriyle tartıştıktan sonra kendine olan hayranlığın artıyorsa, tartıştığın kişiden derhal uzaklaşmalısın. Basit bir mantıkla; bir insanın kendine olan hayranlığı, karşısındaki insanın zavallı olduğunu farkettiği anda başlar ve bu noktadan itibaren artarak devam eder. Evet, karşındaki insanın zavallı olduğunu farkettiğin an, boşa geçen zamanın habercisidir. Çünkü kendi zihinsel farkındalık seviyesini bilmeyen birini alt etmenin kazandırdığı ego, tüm diğer egolardan çok daha tehlikelidir. Zira alt ettiğiniz kişiye olan üstünlüğünüzü, genel bir üstünlük gibi algılayarak aldığınız haz duygusu sizi, zihinsel farkındalık seviyesi üstün olan, daha zeki – olası – rakiplerinize karşı güçsüz kılacak. Kedinin, fareyle oynadıkça savaş yeteneğinin ‘fare avlamak’tan öteye geçememesi gibi…

Sonuç:

‘Bazı insanlar’ın karşısında görünmez olmak gerekir. Bunun da en pratik yolu, ‘aptal’ı oynamaktır. Çünkü bazı insanlar, sadece denektir; onlara kendinizi tanıtmak zorunda değilsiniz.

Yazımı, Uçan Pembe Zürafa’nın hoş bir aforizması ile sonlandırmak istiyorum;

“Bazı insanlar, bazen insanlar…”